Aci ve Zafer Film Elestirisi
Aci ve Zafer Film Elestirisi
***  2 Years

Aci ve Zafer Film Elestirisi

Acı ve Zafer'i izledik ve düşüncelerimizi paylaştık.

Image

Acı ve Zafer, ülkemize zorlu şartlarla ve farklı yollarla giriş yapmış ve yayınlanmayı başarmış olan bir filmdir. Vizyona çıktıktan ortalama 1 yıl sonra ülkemizde yayınlanabilmiş ve merakla beklenen bir film olduğu için de büyük ilgi görmüştür. Filmin ana kahramanı 70 yaşında olan Almodovar, bu yaşına kadar olan bütün pişmanlıkları, vereceği hesaplar, halletmesi gereken problemlerin olduğu ve bütün bunları bir şekilde ifade etmek zorunda olduğu bir film bu. Öz yaşam filmi de denilebilir sonuçta kendi hayatından bahsediyor. Filmin en ilgi çeken ve en garipsenecek olan yanı, yönetmenin kendi hayatını anlatıyor olması değil, bu hikayeyi hiç tarafsız ve de tamamen açık bir şekilde anlatabiliyor olmasıdır.

Filmin Konusu

     Filmin konusunu ve içeriğini kısaca anlatacak olursam şöyle söyleyebilirim. Bu 70 yaşında olan adamın bir yandan onu tetikleyen sağlık problemleri, bir yandan da sürekli kafasında dönüp duran geçmiş olayları, yaşadıkları, kapanmamış olan hesapları vs. bütün bunları baz alan bir hikaye. Kapanmamış olan hesaplarının ana başlıkları da herkesin yaşantısında olabilecek başlıklar aslında. Annesi ve çocukluk dönemlerinde yaşadığı anılar, yarım kalmış olan ve her yutkunmasında boğazına takılan bir aşk hikayesi  ve de kendini suçlu hissettiği muhteşem bir şekilde başlayıp ilerleyen ve biten bir arkadaşlık hikayesi. Ama o biten bu arkadaşlığı biten değil yitirilen olarak anlatıyor. Almodovar bu filmi muhteşem inceliklerle tasarlamış ve filmin bir ucu resmen açık. 30 sene önce tasarlamış bu filmi, kendi çapında uyarlamış ve düzenlemiştir. Yıllar önce çekilen film izlendiğinde beğenilmemiş ama aynı film 30 yıl sonra izlendiğinde büyük bir beğeni kazanmış ve yayınlanmaya karar verilmiştir. İşin garip kısmı o otuz yıllık süreçte filmde hiçbir değişiklik olmamıştır. Film otuz yıl öncekiyle aynıdır. Yayınlama kararı ile empati kurmayı, annesiyle vedalaşmasına sebep olacak olan ilk aşkını ve de ilk tutkusunu gözler önüne serecek bir süreç başlatılmıştır.

Benim Bakış Açım

Salvo, annesi yaşarken hayata tutunan, her zaman annesini örnek alan ve yaşam enerjisine sahip olan bir bireydir. Fakat annesi kaybettikten sonra, kaybetmenin acısının yanı sıra, Salvo’ya ihtiyaç duyan kimsenin kalmamış olması onu derinden etkiliyor ve bu durum annesinin acısından daha çok koyuyor. İşte insanlar her zaman önce kendini düşünüyor. Her ne kadar öyle görünmeseler de bu durum böyle. Birinin çocuğu olmamış olmak, onu daha bir birey yapıyor ve bu sebeple büyüdüğünü ve hatta yaşlandığını hissediyor. Salvo’ya koyan bir diğer olay da, annesine layık, onun istediği gibi bir evlat olamamış olmaktır.  Filmin kurgusu biraz beynin yapısını da hatırlatıyor. İnsanlar her zaman en son yaşadığını ilk unutur ama ilk anıları her zaman en son unutulandır. Bu sebeple de annesinin gençliğine gidip gidip geliyor kafası. Filmin kurgusu da biraz buna dayalı.

      Film sürecinde sürekli olarak bir geçmişe dönülüyor bir şimdiye geliniyor. Sürekli hafızasında duran anılar canlanıyor ve bu anılar üzerinden hikaye ilerliyor. Annesine özel şarkılar ile film, izleyicileri kendine daha çok çekiyor ve her izleyen biraz daha fazla sahipleniyor filmi. Bir renkli bir siyah beyaz ilerliyor film yani. Görüntü olarak değil, anılar olarak renk değiştiriyor. Salvo kendi hastalıklarından bahsederken renkli karakterlere bürünüyor. Salvo’nun oturduğu ev bile onun hakkında birçok detay veriyor Salvo hakkında. İnsanların yaşadıkları, kullandıkları eşyalara da yansır derler. Doğru olduğunu bu film ile biraz daha anlayabiliyorsunuz. Ayrıca bu film ile sanki kendi hikayenizin içinde hissine kapılacaksınız. Her oyunda olduğu gibi, anlayarak ve hissederek oynanan roller, kişileri kendine bağlamakta ve o filmin çekiciliğini de arttırmaktadır.  Hüzün, heyecan, mutluluk… Her birini bir arada doya doya tadabileceksiniz.

2
1
0
0
0
0
0
0
0
0 Comments

Follow Us on Facebook