News
12, Dec 2019 06:15 PM
News
11, Nov 2019 08:15 PM

Soguklarin ve Sohbetlerin Bas Taci : Cay

Kışın ve sohbet esnasında iyi giden çay'a yakından bak!

Yayına alma  363 kez görüldü güncelleme 1 yıl önce

Çay, sabah kahvaltılarımızın olmazsa olmazıdır. İçinizden “Bir eksik var!” dediğinizi duyar gibiyim, çay Türk milletinin olmazsa olmazıdır. Yani öyle sadece kahvaltıya indirgemek mümkün değildir bu içeceği. Biz çayı, sabah kahvaltısında yarı uykulu hallerimizi bırakırken de çay içeriz, akşam yemek sonrası keyif yaparken de. Yani çay bizi bizden alır da, bizi kendimize getirir de. Öyle ki çoğumu şeye de inanmıyoruzdur mesela, “İnsan vücudunun %70’i sudur.” Bizimki çay da olabilir, iyi bakmışlar mı?

Gel gelelim, bu güzelim bitkinin sıcak su ile buluşmasına. İnsan bazen geçmişe baktığı zaman “Ya bunu da nasıl düşünmüşler?” diyor değil mi? İşte çay da öyle. Bakalım çayın sıcak su ile buluşması, yani çayın “çay” olması nasıl olmuş?

Çayın Tarihçesine Mini Bir Bakış

Üzerine kesinleşmiş bir bilgi olmasa da, çayın ortaya çıkışının tamamen tesadüfe dayandığına dair bilgiler vardır. Bu bilgi ve rivayetler, bir Çin imparatoru olan Shen Nung’ın  bir çalışanının herhangi bir neden ile bir bitkinin üzerine kaynar su döktüğü, ve çayın da bu şekilde ortaya çıktığına yöneliktir. Öyle ki, Shen Nung, bu bitkiden yayılan kokuya kesinlikle dayanamamış, adeta büyülenmiş ve bu bitkinin demlenmesini, ardından da içilmesini istemiştir. İşte çay da bu şekilde ortaya çıkmıştır. Burada aklımıza en büyük yazarlarımızdan biri olan Sabahattin Ali’nin “Tesadüf seni karşıma çıkarmasaydı eğer…” diye başlayan o meşhur kesiti geliyor değil mi? Benim geliyor en azından. Sahi, çay olmasaydı biz ne yapardık acaba? (İşte bu düşünceye içilir diyip bir ince belli ile çayımı alıp devam ediyorum.) Peki bizim çay ile tanışmamız nasıl oldu? Gelin onu da inceleyelim.

Image

Türklerin Çay ile Tanışması Nasıl Olmuştur?

O zamanlar Osmanlıda çay yetiştirmek ile ilgili gerçekleştirilmiş ile faaliyet, II. Abdülhamid dönemine rast gelmektedir. Yani çay, ancak 1780’li yıllarda bizim coğrafyamıza gelmiştir. Bu da, dönemin Ticaret Nazırı olan İsmail Paşa ile olmuştur. İsmail Paşa, Çin’den çay fidanları getirtmiş, bunların ekilmesi için de gerekli olan ne varsa yapmış ya da yaptırmıştır. Ancak ilk çay fidanı, Bursa’da yetiştirilmiştir. E bize tuhaf geliyor tabii ama o zamanın şart ve bilgi donanımı ile bu zamanın ki bir mi ama? E tahmin edersiniz ki, çay fidanları burada tutmamıştır. Sonraki ciddi çay üretim girişimleri de bu nedenle yıllarca ertelenmiştir.

1900’lü yıllar ise çaya yeniden “Merhaba!” dediğimiz yıllardır. Çünkü bu yıllar, çay yetiştirilmesi ile ilgili gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra faaliyete geçildiği yıllardır. Bu yıllarda  bilindik bir botanikçi olan Ali Rıza Ertem; çay üzerine yaptığı araştırmalarda, çayın bol bol yağış alan yerlerde yetiştirildiğini gözlemlemiştir. İşte bundan sonra meclise, ülkede çay yetiştirilmesi üzerine öneri sunulmuş bu öneri de 1924 yılının Şubat ayında kabul edilmiştir. İşte o tarihlerde başlayan Rize’de çay üretimi, günümüze kadar gelmiştir. Yani tarlada yeşil, evde siyah bardakta kırmızı olan bu lezzetin asıl madeni Rize ve dolaylarıdır. Öyle ki çay, günümüzde doğrudan Karadeniz ile özdeşleşmiştir.

Image

Peki, Çay Henüz Yokken Ne İçiyordu Bu İnsanlar?

Evet, hepimizin aklını kurcalayan o malum soru… Sahiden ne içiliyordu o zamanlar? Tabii ki kahve. Kahve de en az çay kadar yaygın olan bir değerimiz ama tabii ki bizde daha çok “Çay deyince kalem elden düşüyor…” bu pek böyle değildi ama hangimiz aynı fikirde değil ki? Hem öyle olmasa yazar neden “Biz, çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz. Avuçlarken ince belli bardağı, hücrelere kadar hissettiren sıcaklığında unuttuk yalnızlığı.” desin değil mi?


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER

0
LOL
0
LOVED
0
PURE
0
AW
0
FUNNY
0
BAD!
0
EEW
0
OMG!
0
ANGRY
0 SDL94 ÜYELERİ NE DİYOR?